Nerede o eski AB raporu tartışmaları?

MURAT YETKİN

Politika / 13/10/2011

Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, he hükümette, ne muhalefette, ne aydınlarda ve ne de halkta AB konularına eski ilgi kalmadı.

Baştan söylemek lazım ki, Avrupa Birliği Türkiye üzerindeki siyasi etkisini günden güne yitiriyor.
Buna seviniyor, ya da yeriniyor değilim, ama bu saptamayı yapmak gerekiyor.
Bu durumu dün yayınlanan yıllık İlerleme Raporu ve ona verilen tepkilerden görmek de mümkün.
AB işlerinden sorumlu Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın Rapor ile inceden eğlenerek ‘Övgüde cimri, yergide cömert’ eleştirisinde bulunması bile bunu gösteriyor.
Bağış muhtemelen AB Komisyonu’nun övgü faslına yalnızca asker üzerindeki siyasi kontrolün artmasını almasını yetersiz bulmuştur. (Bu arada Komisyonun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün siyasette kutuplaşmayı önleyici rolünden övgüyle söz etmesinin daha önce örneği olmayan bir durum olduğunun altını çizmek gerek.)
Komisyon’un Ergenekon davalarını demokrasiye karşı muhtemel komploları açığa çıkarması umuduyla anmasına karşın uzun tutukluluk süreleri başta uygulamaları davaların inandırıcılığını zedeler hale gelmesine dikkat çekmesine de hoşnut olmamıştır. Gerçi bu konuda eleştiri geleceğini biliyor olmalı ki, geçenlerde Radikal Ankara temsilcisi Deniz Zeyrek’e Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla tutukluluk sürelerinin AB ülkelerindeki durumu çalışması yapıp sunduğunu açıkladı.
AB Raporunda gazeteci tutuklamaları ve ifade özgürlüğü alanındaki sıkıntılara da yer verilmiş; bu da hükümet açısından tatsız bir durum kabul edilebilir.
Yine de bundan birkaç yıl öncesine kadarki, o günler öncesinden sızdırılan taslak üzerinden başlayan ateşli tartışmaların, iktidarla muhalefet arasındaki sert atışmaların, iktidar ve muhalefetin birlikte AB’ye yüklenmelerinin filan kalmadığı görülüyor. Onların yerini zaten bu işten sorumlu bakanın ölçülü tepkisi almış durumda.
Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, he hükümette, ne muhalefette, ne aydınlarda ve ne de halkta AB konularına eski ilgi kalmadı.
Türkiye’nin AB üyeliği hedefinin güçlü destekçilerinden TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğu’nun dün rapora ‘İlişkilere kattığı bir şey yok” sözleriyle tepki vermesi dahi bunu gösteriyor.
AB cephesinde yeni bir şey yok ve bunun nedeni AB’nin yaşamakta olduğu ekonomik krize paralel olarak dünya siyasetinde etkisini yitirmeye başlaması değil. Hata siyasetçilerimizin her fırsatta değinmekten hoşlandığı ‘terörle mücadeleye yeteri desteği vermeme’ filan da değil.
Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy’nin Türkiye karşıtı çıkışlarına herkes seçim malzemesi gözüyle bakıyor.
AB’nin Türkiye’de halk, aydınlar, kurumlar ve siyaset gözünde itibarını yitirmesinin nedeni Türkiye’ye karşı uyguladığı kültürel ayrımcılık ama ondan da çok güvenilmez Kıbrıs siyasetidir. Türkiye bir bütün olarak 2004 Annan Planı referandumunda Kıbrıs Türklerinin birleşmeye evet, Rumların hayır demesine karşı Kıbrıs Rumlarının adanın tamamını temsilen Birlik’e alınarak ödüllendirilmelerini unutmadı.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek önceki gün ‘AB bizi kendisiyle Kıbrıs Türkleri arasında tercihe zorlamasın’ derken, halkın çoğunluğunun duygu ve düşüncesini yansıtıyordu.
AB Bakanı Bağış’ın da dünkü açıklamasında gerçekten tepki niteliğinde olan tek bölüm Kıbrıs ile ilgili olanıdır. Ve bu yılın sonunda AB-Türkiye ilişkilerini siyasi donmaya götürecek olan da yine Kıbrıs sorunu olacaktır.

Link: http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1066204&Yazar=MURAT%20YETK%DDN&Date=13.10.2011&CategoryID=98

Archives Prior to March 2013

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>